Blog posts

Bengonvil kokulu Pembe Mor Rota Kıbrıs Gezi Rehberi

Bengonvil kokulu Pembe Mor Rota Kıbrıs Gezi Rehberi

Asya, Avrupa, Dünya'dan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Bu sefer bambaşka bir Kıbrıs görüntüsü ile karşınızdayım. Yavru Vatan’ı nasıl bilirsiniz diye sorsam hepimizin aklında beliren kumar görüntülerini yok edecek bir Kıbrıs var bu rehberde.  Begonvil kokularının estiği, tarih dolu, manzara dolu, deniz kum güneş ile dolu bir Kıbrıs gezi rehberi sizi bekliyor.

Biz gezginler Kıbrıs’ı hep uzak buluruz kendimize. Ne de olsa serde gezginlik var ya 5 yıldızlı tatil köyünde ye iç yat konsepti bize pek uymuyor. Doğru ya doğru ilk 2 gün çok güzel geliyor tatil köyleri de 3. gün ben gerçekten aşırı sıkılıyorum, ruhum daralıyor. Bu sebeple de Kıbrıs’ı hiç listeye almamıştım. 3 sene önce Kaya Artemis’te yapılan Survivor finalleri çekimine iş için gitmem gerektiğinde ilk kez Kıbrıs ile tanıştım ben. 3 gün konakladığım için de  gündüz çekimler sonra yüzme yeme içme akşam da Survivor programını yerinde izleyince sıkılmaya vaktim pek kalmamıştı. Bu tatilden Kıbrıs ile ilgili 3 cümle aklımda kalmıştı.  İncecik kumlu yumuşacık suyu ve dalgasız havuz gibi görüntüsü ile mükemmel ötesi bir denize sahip,  5 yıldızlı tatil köyünde sınırsız yeme içme çok rahat bir şey valla kafan çok rahat, havalimanından otele kadar olan o 1 saati aşan yolculuk hem çok pahalı (2015’te 185 tl ödemiştik taksiye) hem de çok sıkıcı çünkü ada çok kurak. Aslıda 2015 yılında ben sadece Kaya Artemis Oteli’ni görmüştüm, gerçek Kıbrıs hakkında en ufak fikrim bile yoktu.

ilk kez Kıbrıs’a 2015 yılında Survivor çekimleri sebebiyle iş için gitmiştim.

2018 yılına geldiğimizde ise yeni evli çift olarak 2018 yılı tatil planlarını yaparken özellikle bayramda ailelerimizi de dahil etmeliyiz dedik. Yaa tatilimizin birini ailelerimizi görmeye harcayacaktık ya da onları da tatilimize ortak edecektik. Benim annem, eşimin de babası hayatta olmadığı için biz götürmezsek onlar tatile gitmiyor. Evlilik sürecinden dolayı da geçen sene hiç tatile gidemedikleri için dedik bu sefer hep birlikte hem eşimin hem de benim ailemle tatile gidelim. Ben, eşim, babam, kayınvalidem, eşimin abisi, eltim ve onların çocuğu ile birlikte 7 kişilik bir grup olduk. Grupta hem yaşlı hem bebek olunca bize her şey dahil tatil köyü mantıklı geldi. Bir de ben babamı daha önce Türkiye’de çok fazla yere götürdüm bu sefer görmediği bir yer olsun dedim. Eşimin ailesi de denizi kumlu havuz gibi olan bir yer olsun deyince bende şimşekler çaktı tamam o zaman dedim, Kıbrıs’a gidiyoruz:)

Kıbrıs Ercan Havalimanı

Kuzey Kıbrıs ulaşım

Tabii benim geçen sefer tuzum kuruydu, şirket ödemişti. Bu sefer kendim ödeyince hele de bayrama denk gelince en uygun uçuşu ve en uygun oteli bulma girişimi başladı. İstanbul’dan en mantıklı ulaşım 1 saatlik bir uçuş ile oluyor.  En uygun uçuşu ise bayram günlerini değiştirip Pegasus’tan bulabildim. Daha ucuz olması için  bayramın 1. günü uçup bayramdan 1 gün sonra döndük.  Bayram’a 2 ay kala bu uçuşumuza adam başı gidiş dönüş 400 TL verdik. Normal günlerde hele de Pegasus’un indirim zamanlarında gidiş dönüş 150 TL’ye bile uçuş bulabilirsiniz, bizimki biraz bayram fiyatı oldu:(  THY, Pegasus, Atlas Jet ve Onur Air gibi nerdeyse tüm havayolu firmalarının Kıbrıs’a uçuşu var. En ucuz bilet için skyscanner gibi bilet arama motorlarını kullanabilirsiniz.

Tabii herkes İstanbul, Ankara ya da İzmir’de yaşamıyor ya da ordan Kıbrıs’a uçakla gitmek zorunda değil. Kuzey Kıbrıs’a ulaşmak için için bir de feribot alternatifiniz var. Özellikle yaz aylarında artan seferlerle ortalama 2,5 saatte Taşucu ve Alanya’dan Girne’ye ya da Mersin’den Gazimağusa’ya ulaşabilirsiniz. 6-8 saatlik uzun yolu tercih ederseniz ise Mersin ve Taşucu’ndan  arabalı feribotlara binip aracınızı da adaya götürebilirsiniz ama Kıbrıs’ta trafiğin ters yani sağdan aktığı unutulmamalı.

Kıbrıs için vize gerekiyor mu?

Pekii Kıbrıs’a uçak biletini aldık ama vize gerekiyor mu Ebru derseniz,  yavru vatan Kıbrıs bizden vize istemiyor. Hatta pasaportunuzu bile taşımanıza gerek yok. Sadece eski yeni farketmeden kimliğiniz ile elinizi kolunuzu sallayarak adaya giriş yapabilirsiniz. Size uçakta bir form veriyorlar. O forma damga basıyor pasaport görevlileri ve o formu seyahatiniz boyunca yanında taşımanız isteniyor ki dönüşte de aynı forma çıkış damgası basabilsinler. Kıbrıs’a giriş işte bu kadar basit.

Kuzey Kıbrıs’tan Güney Kıbrıs’a geçebilir miyim?

Kuzey Kıbrıs’a giriş bizim için ne kadar kolay ise Güney Kıbrıs’a geçiş ise o kadar zor. Kuzey Kıbrıs’tan hiçbir şekilde Türk vatandaşları Güney Kıbrıs’a geçiş yapamıyor çünkü Kuzey Kıbrıs’ı Güney Kıbrıs devlet olarak kabul etmiyor. Ama siz eğer Kıbrıs’ın yerlisiyseniz yani sonradan yerleşmediyseniz pasaportunuz ona göre farklı oluyor. Kıbrıs’ın yerlilerinin hem schengen ülkelerine hem de İngiltere’ye serbest giriş hakları var. Güney Kıbrıs’ta schengen ülkesi sayıldığı için direkt istedikleri gibi giriş çıkış yapabiliyorlar. Güney Kıbrıs’tan Kuzey Kıbrıs’a geçiş için ise hiç bir sınırlama yok. Biz kimseye sınırlama getirmemişiz komple sınırımızı açmışız:)

Türk vatandaşı olarak Güney Kıbrıs’a geçmenizin ise tek yolu; Schengen ülkeleri üzerinden doğrudan Güney Kıbrıs’a uçmak. Mesela İstanbul’dan Atina’ya gidip ordan Güney Kıbrıs’a uçarsanız giriş yapabiliyorsunuz. Geçerli bir Schengen vizenizin olması gerektiğini söylememe gerek yok sanırım.

Acapulco Oteli’n bahçe içindeki bungalovlarında konakladık.

Konaklama

Kıbrıs resmen oteller cenneti diyebilirim. Gelişmemiş ülkelerin çoğunda olduğu gibi tek geliştikleri yer inşaat olmuş. O yüzden birbirinden güzel ve pahalı otel alternatifleri var. Geçen sefer şirket sayesinde Kaya Artemis otelde kalmıştım, özellikle denize plajına bayılmıştım zaten yerlilerin de söylediklerine göre adanın en güzel plajlarından birine sahip bu otel. Mesela hemen yanı başındaki daha tasarım bir otel olan Nuh’un Gemisi Oteli’nin denizi bu kadar güzel değilmiş diye duydum. Gazimagusa’da yer alan Palm Beach Otel’in  denizi de yine Kaya Artemis’in denizi ile aynı özelliklere sahip resmen havuz gibi tertemiz incecik kum, zaten burası için de adanın en güzel denizlerinden deniliyor.

Biz ise gezilecek noktalara yakın olmak için Girne’de konaklamak istedik. Uzun zamandır herkesten duyduğum Kıbrıs’ta tek bir otel vardı:  hem yemek çeşitliliği hem denizi hem konumu hem de fiyatı ile Kıbrıs’ta en çok önerilen otel Acapulco Resort & Convention & SPA ‘idi. Biz yine Bayram dönemi gittiğimiz için normale göre biraz daha yüksek bedel verdik ama ona rağmen 3 kişi bungalov odalarda 3 gece 4 gün konaklamaya 2770 TL ödedik. Yani bayram sezonunda adam başı günlük 308 TL’ye kaldık. Otel odalarının fiyatlandırması biraz daha yüksekti ama yine gitsem yine bungalovlarda konaklardım. Odanın içinden çok büyük bir beklentiniz olmasın, yeterli geldi bana ama asıl dışarısına bayıldım ben. Birbirinden güzel rengarenk çiçeklerle çevrilmiş, ağaçlar içinde, her rüzgarda salınan kokuları ile kuşların cıvıldadığı mükemmel huzurlu bir ortamı vardı. O kadar sevdim ki her sabah kuş sesleri ile uyanıp pijamalarımla bungalovların arasında yürüyüş yaptım, doğayı dinledim.

Acapulco otelin bungalovları böyle bahçe içinde

Otel, standart her şey dahil 5 yıldızlı otel sisteminden farklı konumlandırmış kendini. Bu politika ile ilgili olumsuz yorumları okuyunca gitmeden önce biraz tedirgin olmuştum ama gidince gördüm ki tedirginliğim yersizmiş. Otel ultra her şey dahil değil de tam pansiyon plus şeklinde hizmet veriyor. Yani sabah, öğle ve akşam yemekleri ile bu yemeklerde alınan tüm içecekler ücretsiz. tesis genelinde internet, su ve demleme çay da ücretsiz. Bunun haricinde mesela dondurma mı istiyorsun plajda güneşlenirken o zaman ücretini ekstra ödüyorsun ya da akşam türk kahvesi mi istiyorsun o zaman ücretini veriyorsun. Açıkçası sabah öğle akşam bu kadar düzenli yemek bize çok fazla geldi, daha acıkmadan tekrar yemek saati geliyordu babam sürekli yemek yemekten yoruldum dedi, ben de kilo alıp dönücem diye söylendim:) Yani  insanlar daha fazla ne yemek istiyorlar onu çözemedim:) Yemekler bir de gerçekten çok çok çeşitli ve güzeldi. Sadece plajda ekstra içki ya da dondurma vb. yemek yemek için diğer otellere inanılmaz fahiş fiyatlar vermeyi çok mantıksız buldum. Bir kere bile otelde elimizi cebimize atmadık, gerek duymadık. Fiyat denge açısından Kıbrıs’ta kesinlikle en mantıklı 5 yıldızlı otel Acapulco. Denizi de kum, gerçekten çok güzeldi. Acapulco oteli tercih edecekler için otelde Girne merkeze düzenli servis hizmeti var. Sabahtan akşama saat 19:30’a kadar kişi başı 4 TL ödeyerek Girne merkezine ulaşıp yine aynı yerden istediğiniz saatte kişi başı  4 TL  ile otelinize dönebilirsiniz.

Acapulco otel sahili
Acapulco Otel

Tabii, daha çok gezmek istiyoruz  farklı plajlar farklı şehirler geziceğiz diyorsanız o zaman 5 yıldızlı otele zaten gerek yok.  O zaman Girne merkezde pansiyon ya da oda kahvaltı otellerde konaklamanızı öneririm. Biz kalabalık olduğumuz için öğlen ayrı akşam ayrı restaurant aramak bize zülum olurdu. Gençler ya da çocuksuz aileler için ben hiç bir zaman 5 yıldızlı otel önermem. Keşif duygumuza ters:)

Kıbrıs içinde ulaşım ve toplu taşıma

Kıbrıs şehir içi ya da şehirler arası ulaşım konusunda gerçekten çok zayıf bir ülke. Neden derseniz? Türkiye’deki gibi 8-6 çalışma saatleri yok tam tersi Avrupadaki gibi siestaları yani öğlen uykuları var.  8:00-14:00 çalışıyor tüm devlet daireleri.  Doğma büyüme Kıbrıslı olanların maddi durumu da iyi. Ötv yok, kdv ise yüzde 5 miş.  Soförlerin de maaşları aylık 4-5 bin tl civarındaymış o yüzden hiç kimse çok çalışmak istemiyor bünyelerine ters:) Bir soför günlük 8 saat çalıştı mı daha da direksiyon sallamazmış. O yüzden belli bir saatten sonra hiçbir şehirde toplu taşıma ya da otobüs bulamazsınız.

Kıbrıs’ta trafik tersten akıyor.  Eğer sizin için direksiyonun sağ tarafta olması sorun değil hemen alışırım diyorsanız Kıbrıs’ı gezmek için en mantıklı şey araba kiralamak olacaktır. Eşim  asla sağ direksiyon araba kullanamam dedi, benim kullanmama da izin vermeyince biz araç kiralayamadık. Onun yerine transfer ayarladık. www.kibristransfer.net sitesi üzerinden iletişime geçtim. 7 kişi olunca da biz büyük araç tuttuk. Havalimanından otelimize 130 TL ödedik. Son gün sabah otelimizden alıp tüm gün Girne, Lefkoşa ve Magusa gezilerini yapıp gece uçağına bizi yetiştirdiler. Bu tur için ise toplam 700 TL ödedik.

Kıbrıs turumuza Bellapais köyü ile başladık.

Eğer transfer istemezseniz toplu taşıma akşamın belli saatinden sonra kesinlikle çalışmıyor. Mesela otelimizin Girne merkeze ring servisi bile en geç 19.30 da dönüyordu. Kıbrıs Havaalanları Servisi Şirketi (KIBHAS) ise Kıbrıs’ın 5 büyük iline havalimanından saat 5:00 ile 18:30 arasında otobüs seferi düzenliyor.  Lefkoşa’dan 7 TL , Girne ve Gazimağusa’dan 10 TL, Güzelyurt ile Lefke’den 12 TL’ye Ercan Havalimanı’na ulaşım sağlıyor. Havalimanından kalkan bu servisler uçak saatlerine göre ayarlanmış, o yüzden rahatlıkla kullanabilirsiniz. 

Kıbrıs’a ne zaman gelmeli?

Kıbrıs, Akdeniz ikliminin sonuna kadar yaşandığı güneyde yer alan bir ada olduğu için havalar Nisan’dan Kasım’a pamuk gibi çok güzel. Neredeyse hiç kış yaşanmıyor ülkede. Tabii yazın ortasında Temmuz, Ağustos gibi gitmenizi pek önermiyorum, hele de Kıbrıs’ta gezelim biraz derseniz hiç önermiyorum gerçekten çok bunaltıcı bir sıcak oluyor ve o sıcak hava yüzünüze yüzünüze üfleyecektir.  Deniz sıcak olsun biraz da gezelim derseniz en iyi aylar Mayıs, Haziran ile Eylül, Ekim olacaktır.

Sansımıza hava biraz bulutlu olduğu için çok kavrulmadık.

Kuzey Kıbrıs Gezilecek Yerler

Kıbrıs’ın gezilecek yerleri gerçekten fazla çünkü adada yaşamış çok fazla millet var. Her millet kendi izlerini, tarihini ve kültürünü yansıtmış. Bunun yanında doğa ananın sunduğu nimetler de eklenince gerçekten Kıbrıs’ta dolu dolu gezecek çok güzel yerler var.

Bizim tatilimiz 4 gündü. 1 tam günü turla gezmeye ayırdık. Yarım gün de otelin servisi ile yine şehir gezisi yaptık. 2,5 gün ise deniz, kum, güneş yani yatışa ayırdık:) Daha rahat rahat sindire sindire  gezmek ve tüm gezilecek yerleri tamamlamak istiyorsanız gittiğiniz yerlerde de deniz güneş keyfi de yaparız derseniz 1 hafta- 10 gün Kıbrıs için ayırmanız gerekir. Tüm güzel plajları deneyelim derseniz 15 gün bile yetmez orası ayrı:) Mesela Karpaz tarafını çok merak ediyordum ama ona zaman kalmadı artık bir daha ki sefere Kıbrıs’a gitmek için sebep oldu:)

Karmi, Girne’ye yakın çok bakımlı bir ingiliz köyü

Girne

Güneyinde Beşparmak dağları  kuzeyinde ise Akdeniz ile çevrili liman kenti Girne, Kıbrıs adasının en gözde tatil yeri olarak geçiyor. Tüm okuduğum bloglarda da en turistik ve en gezilesi şehir Girne yazıyordu. Evet gece hayatı bakımından Girne şehri daha cıvıl cıvıl turistik bir şehir görümününde olabilir ama benim en beğenmediğim şehir burası oldu.  Biz akşam üstü şehir gezmesi için Girne’ye gittiğimizde etraf  beyaz atletli kıro erkek kaynıyordu. Onların bakışları arasında kendimi hiç tursitik bir liman kentinde geziyormuş gibi hissedemedim açıkcası.

Sonradan rehberimiz durumu açıkladı. Kıbrıs nüfusunun nerdeyse yarısı kadar asker nüfusu varmış ülkede. ilginç olan ise Kıbrıslılar 45 yaşına gelene kadar her yıl 1 gün yine asker oluyorlarmış. Böyle olunca da Girne’deki bu genç erkek nüfusu, Türkiye’nin farklı noktalarından gelen askerlermiş.

Girne şehri değil ama  şehrin çevresindeki gezilecek yerler ise bence Kıbrıs’ın en güzel en etkileyici yerleriydi. Girne’de gezilecek yerler başlıca Girne kalesi, Girne limanı, Bellapais manastırı, Mavi köşk, Karmi köyü, Karaoğlanoğu şehitliği ve müzesi, Ağa cafer paşa cami, St Hilarion manastırı ve Hz ömer türbesi şeklinde. St Hilarion manastırının manzarası çok güzel hatta disney logosuna da ilham olmuş deniliyordu ama yaşlı ve çocuklu bir ekiple gittiğimiz için 480 basamağı sıcakta çıkmak gözümüz yemedi açıkcası o yüzden onu eledik. Mavi köşk’ü çok merak ediyordum ama onu da turu ayarladığımız gün Pazartesi günü köşk kapalı olduğu için göremedim.

Girne Limanı

Girne Limanı: Sahil kenarına dizilmiş restaurantlar, barlar ve  eski Venedik evleri ile deniz kenarına dizilmiş birbirinden güzel yatlar tekneler ile şehrin en can alıcı ve görülmeye değer noktasıdır.

Girne Kalesi

Girne Kalesi: Girne Kalesi, liman manzarası ve tüm heybeti ile şehrin simgesi durumundaTepeden bakıldığında Girne limanı sanki Girne kalesini kucaklamış bağrına basmış gibi bir görüntüsü var. Kale dışardan  gerçekten çok etkileyici ve korunmuş görünüyor.  Kalenin içerisi için ise aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Tam olarak yapım tarihi bilinmese de M.S. 7 yüz yılda Kıbrıs’ı arap akınlarına karşı korumak için yapılmış. İçerisinde 8 adet müze var diyorlar ama ben hiçbirinden etkilenmedim. Girne Kalesine giriş için adam başı 7 TL verdik. Batık gemi müzesi ilgimi çekmişti ama inanın o sıcakta  para verip içine girmeye değecek hiçbir şey yok.

Bellapais Manastırı

Bellapais Manastırı ve köyü:  Bellapais Köyü, Kuzey Kıbrıs’ın açık ara en güzel köylerinden birisi. Bir tarafta muhteşem deniz manzarası diğer tarafta Beşparmak Dağları’nın engin manzarası yanıbaşında ise gotik mimarinin en güzel eserlerinden Bellapais Manastırı gerçekten çok özel bir yer. Benim için bu köy Kıbrıs’ta huzurun adresi oldu, sanırım saatlerce o manzaraya bakabilirdim. Köy adını Bellapais Manastırı’ndan alıyor. Bir rivayete göre Fransızca “abbaye de la paix” yani “barış manastırı” isminin zaman içinde bozulması ile bugünkü bellapais adına ulaşmış, diğer rivayete göre ise direk bella ve pays kelimelerinin birleşimi yani güzel köy demekmiş. Uçurumun hemen üzerinde yer alan Bellapais Manastırı, bugünlerde klasik müzik konserleri ve çeşitli müzik festivallerine ev sahipliği yapıyor. Denk gelseydim orda bir klasik müzik konseri dinlemek çok isterdim, eminim çok büyüleyici bir deneyim olacaktır. Her güzel şeyin bir bedeli var. Ne yazık ki bu köy Kıbrıs’ın en pahalı evlerine ve en pahalı birbirinden romantik restaurantlarına sahip. En ucuz ev 200.000 pounddan başlıyormuş, 3.000.000 pounda kadar ev varmış.

Bellapais Köyü muhteşem bir Girne Manzarasına sahip

Mavi Köşk: Burası, Kıbrıs doğumlu İtalyan asıllı rum mafya babası Paulo Paolides’in özel köşküymüş.  Paolides avukat olarak bilinmesine rağmen aslında o dönemde Ortadoğunun en büyük silah tüccarıymış. Bu evi de dışardan kimsenin göremeyeceği ama kendisinin evden her yeri özellikle limana görebileceği şekilde tasarlatmış. Böylece köşkü silah dağıtım noktası olarak kullanabilmiş. Evin içerisi ise tam bir sanat şöleni paha biçilemez eserlerle donatılmış. Kıbrıs barış harekatı sırasında evin altında ise yine kimsenin bilmediği tünelden kaçmış ve tüneli de nereye nasıl kaçtığının anlaşılmaması için de tineli giderken patlatmış. Bir sonraki Kıbrıs ziyaretimde kesinlikle ilk gideceğim yer olacak. Girne’ye 45 dakika mesafede Çamlıbel mevkinde bulunuyor.

Mavi Köşk

Karmi, Karaman Köyü: Karmi Kıbrıs gezimiz sırasında en beğendiğim yerlerin başında geliyor çünkü Kıbrıs’tan ayrılıp bambaşka bir dünyaya getiriyor. Girne merkezinden yaklaşık 8 km uzaklıkta , Beşparmak dağlarının eteklerinde, denizden 350 metre yükseklikte, daracık sokaklı, çiçeklerle süslü ve her biri bakımlı estetik evlere sahip bir ingiliz köyü burası. 1800’lü yılların sonlarından 1960’lı yıllara kadar ada İngiliz sömürgesi altındayken, adayı ziyaret eden ariskot kesim İngilizler, harika bir doğaya sahip bu bölgeye yerleşmeye karar vermişler. İngiliz nüfuslu sanatçılar ve aileler, harika mimariye sahip muhteşem villa ve köşkler yapmışlar. Siyasi karışıklıkların ve savaşın yaşandığı dönemde ise bir kısmı ülkesine geri dönmüş, bir kısmı ise bu topraklarda yaşamını sürdürmeyi devam ettirmiş. Savaş sonrasında KKTC Hükümeti de, eski bir Rum köyü olan Karmi, bugünkü bilinen adıyla Karaman’a evlerin onarılması ve bakımın yapılması koşulu ile Kıbrıslı yabancıların yerleşmesine izin vermiş. Yabancıların baktığı yaşadığı yerlerin bu kadar bakımlı ve güzelken Türklerin yaşadığı yerlerin bir o kadar bakımsız olması gerçekten üzücü.

Karmi Köyü
Karmi Köyü

Karaoğlanoğlu Sehitliği ve Müzesi: 1974 yılındaki Kıbrıs Barış Harekatı’nda şehit olan askerler adına yaptırılmış bir anıt müzedir. Şehitlikte, 50. Piyade  alay komutanı Albay H. İbrahim Karaoğlanoğlu ile Pilot Binbaşı Fehmi Ercan’ın şehit düştüğü ev, rumlardan kalan askeri araçlar, tankla, tüfekler ve dönemin kıyafetleri hem açıkhavada hem de müzede sergilenmektedir. Görevli bir askerin size bu anıtı ve şehitliği tanıtması inanılmaz etkileyiciydi. Türklerin mutlaka gelip görmesi gereken bir yer, tüylerim ne kadar diken diken oldu anlatamam.

Lefkoşa

Lefkoşa, Kıbrıs Adası’nın ortasında yer alan, Dünya üzerinde Türkiye’den başka hiçbir milletin tanımadığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin başkenti. Bir diğer özelliği ise, bence çok kritik. Dünya’da sınırla bölünmüş 2 ayrı ülkenin de başkentliğini yapan tek şehir. Çok etkileyici değil mi? Savaşın ve barışın tüm varlığını bu başkenttte gözlemlemek mümkün.

Güney Kıbrıs Sınır kapısı:  Lefkoşa çarşısının  ortasında bir sınır kapısı bulunuyor ve şehri resmen 2’ye bölüyor. Öyle büyük bir alan da beklemeyin. Resmen çarşının ortasında bir taraf başka bir ülke diğer taraf ise bambaşka bir ülke, ara alan ise Birleşmiş Milletler Barış Gücü tarafından yönetiliyor .  Sınırda Türkiye askeri, Birleşmiş Milletler askeri ve Yunan askeri olarak üç katman var. Herkes elini kolunu sallayarak sınırdan geçerken biz Türklerin geçemiyor olması çok sinir bozucuydu. 2003’te kapıların açılmasıyla Kıbrıslı Türkler ve Rumlar karşılıklı olarak sınırı geçebiliyorlar; fakat Türkiye, uluslararası kararlar doğrultusunda Kıbrıs’ta işgalci konumunda olduğu için, Türkiye vatandaşları pasaportlarıyla Güney Kıbrıs’a geçiş yapamıyormuş.

Kuzey Kıbrıs Sınır Kapısı

Lefkoşa Çarşısı: Genel olarak daracık tarihi sokaklarında kaybolacağınız, kafelerinde çay kahve yudumlayacağınız ve alışverişe doyacağınız çok keyifli bir çarşısı var ama beklenti artmasın burası turistik ama küçük bir old bazaar kıvamında.

Büyük Han

Büyük Han: Burası bence Lefkoşa’nın en iyi korunmuş Osmanlı yapılarından biri. Alt kısımda restaurantlar,  üst kısımda ise hediyelik eşya dükkanları ile mimari açıdan yapı görülmeye değer.

Barbarlık Müzesi: Barbarlık müzesi sanırım Kıbrıs gezisi sırasında canınızı en yakacak yer olacak. o müzeyi gören birinin insanlığından utanmaması mümkün değil. 24 Aralik 1963 gecesi Kıbrıs Türk Kuvvetleri doktoru Nihat İlhan’ın evinde yasanan vahim olaylardan sonra bu acıların bir daha yaşanmaması ve unutmaması için ev müze haline getiriliyor ve o günkü hali ile bırakılıyor. Rumlar o dönemde saldırıya geçerek, Türkler üzerinde müthiş bir soykırıma girişmişlerdi.
Sırada Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alay doktoru Elazığlı Binbaşı Nihat İlhan’ın evi de vardı. Olay gecesi Nihat İlhan evinde degildir. Rumlar kapıya dayandığında, sokaktan gelen yüksek sesteki Rumca konuşmaları duyan Mürüvvet İlhan, çocukları Murat, Kutsi ve Hakan’ı yanına alarak, evin banyosundaki küvetin içine girerler. O sırada evde bulunan ev sahibi Ferdiye Gudum adlı yaşlı kadın da tuvalete saklanır. Evin sokak kapısı açılmayınca silahlı caniler tarafından kırılır. İçeri giren Rumlar Binbaşı’nın ailesini banyodaki küvetin içerisinde kurşun yağmuruna tutarlar. Ev sahibi kadını da tuvalette tararlar.
ev, o günkü haliyle korunuyor, kan izleri var. kursun deliklerini ise saymak mümkün degil. Özellikle fotoğrafını paylaşmak istemedim.

Selimiye Cami

Selimiye Cami: Kıbrıs’ın en göşterişli yapılarından birisi olan Selimiye camisinin en önemli özelliği ise  kathedral olarak insaş edilmiş sonra camiye çevrilmiş. Lüzinyan döneminde (1209-1326) gotik formunda inşa edilen ve katedral olarak kullanılan eski adıyla St. Sophia kathedrali , Selimiye Camisi adı verilerek Osmanlılar tarafından camiye çevrilmiş, yapıya iki minare, bir minber ile bir mihrap ilave edilmiş. Daha önce dışı ile içi arasında bu kadar farklı duygular hissettiğim bir yapı olmamıştı.

Selimiye Cami

Gazimağusa

Adanın doğusunda yer alan Gazimagusa tam bir liman şehridir. Girne ve Lefkoşa ile kıyaslandığında daha az gelişmiş gibi görünse de Doğu Akdeniz Üniversitesinin burda olması ve mükemmel altın kumsallı plajlara sahip olduğu için popüler şehirlerden birtanesidir.

Vaktiniz var ise Gazimagusaya kadar gelmişken 11 km uzaklıktaki Salamis Antik Kenti de görülmeye değer. Sınırlı vakitte elemek zorunda kaldım ben:) Gidecekler aman dikkat öğleden önce erkenden gitmeye bakın. Antik kentte hiç gölge alan yokmuş.

Lala Mustafa Paşa Cami: Selimiye Cami gibi Lala Mustafa Paşa cami de kathedralken camiye dönüştürülen eserlerden. Lüzinyanlar döneminde, 1298 – 1312 yılları arasında inşa edilen yapı, tüm Akdeniz dünyasının en güzel Gotik yapılarından ben de resmen aşık oldum. Lüzinyan kralları, önce Lefkoşa’daki St. Sophia Katedrali’nde  (Selimiye Cami) Kıbrıs Kralı, sonra da Mağusa’da St. Nicholas Katedrali’nde (Lala Mustafa Paşa Cami)  Kudüs Kralı olarak taç giyerlermiş. 1571 yılında cami haline getirilene dek, bu tören geleneği devam etmiş. Katedralin en güzel ve en iyi korunmuş olan batı cephesinin mimarisi Fransa’daki Reims ve notre dame kathedrallerinden etkilenerek yapılmış, gerçekten efsane olmuş. Gezilicekler listesinin başında olması gereken bir yer.

Lala Mustafa Paşa Cami

Namık Kemal Meydanı ve Zindanları: Namık Kemal Meydanı’nın batısındaki Venedik Sarayı’nın avlusunda yer alan bu yapı Namık Kemal’in yaşamı ve eserleri hakkında bilgilere ulaşılabilen bir müze olarak hizmet veriyor. Namık Kemal’in en meşhur eserlerinden biri olan Vatan Yahut Silistre; 5 Nisan 1873 tarihinde İstanbul Gedik Paşa tiyatrosunda oynanmasından sonra 9 Nisan 1873 tarihinde Kıbrıs’a sürülmüş ve Bugün Namık Kemal meydanı ismiyle anılan  venedik sarayındaki bu zindana gönderilmiştir. Namık Kemal 38 ay süren bu sürgün esnasında defalarca sıtmaya ve başka hastalıklara yakalanmış. Eserlerinin büyük bir çoğunluğunu ise bu dönemde yazmış.

Kapalı Maraş: Bir zamanlar turizm ve mimarinin cenneti olan Maraş, dünya starları ve zenginlerinin uğrak noktalarından birisiymiş. Şimdi ise ne yazık ki bu halde… Kıbrıs gezisinde hikayesi en etkileyici yerlerden olan ve en merak ettiğim yerlerden biriydi. Yasak bölge konumunda olduğu için ise teller ile kaplı alanı sadece uzaktan görebiliyorsunuz. Fotoğraf çekmek bile yasak, sürekli bağıran bir silahlı görevli bölgeyi koruyor. Kapalı Maraş’ı en yakından göreceğiniz yer ise Palm Beach’in sahili. Bu arada neden oranın zamanında turizm cenneti olduğunu da anlamak kolay denizi tek kelimeyle mükemmel. Pamuk gibi yumuşacık kumluk pırıl pırıl.

Maraş, diğer ismiyle “hayalet şehir”, Mağusa ilinin turizm ilçesiymiş ve zamanında modern mimarisi ile dünyanın en lüks turizm merkezlerinden birisi olarak sayılıyormuş. 13 Ağustos 1974 yılında İkinci Kıbrıs Harekâtı ile Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından ele geçirilmiş. Anlaşmalar sonrası bölge yerleşim ve iskana kapatılmış. 1974 öncesi Akdeniz’in en ünlü tatil merkezlerinden biri olan Maraş, Kıbrıs’ı ikiye ayıran Yeşil hat tampon bölgesi haline gelmiş. TSK mensupları ile orduevi yanında bulunan kız öğrenci yurdunda kalan öğrenciler dışında da içeriye giriş kapatılmış. 6,5 km uzunluğundaki deniz kıyısında boydan boya uzanan Maraş’ın, 1970’lerde adanın üzerinde otellerin yarısı Maraş’taymış. 1970-1974 yılları arasında en parlak dönemini yaşayan şehirde bulunan ünlüler arasında Sophia Loren, Elizabeth Taylor ve Richard Burton, Raquel Welch, Brigitte Bardot gibi sanatçılar bile varmış ne kadar meşhurmuş düşünün. Asıl Maraş’ta bulunan, İngiliz Kraliyet ailesinin yaptığı Golden Sands Hotel, dünyanın ilk 7 yıldızlı oteliymiş.Türkiye’nin 14 Ağustos 1974’deki 2. askeri müdahelesinden sonra Maraş, TSK ve BM askerinin haricinde sivil halka kapatılmış. Takas amaçlı bir siyasi koz olarak tutulan bölge, savaşın ve anlaşmazlıkların simgesi gibi, 39 yıldır terk edilmiş vaziyette ve kapalı duruyor.Şehirdeki yapılar bu geçen zaman içinde yağmalanmış ve uzun süre kullanılmadıklarından dolayı harabeye dönüşmüş durumda.

Kapalı Maraş

Yeme İçme

Kıbrıs’ın en en meşhur 2 şeyi var: biri hellim peyniri diğeri Şeftali kebabı.

Hellim peynirine bayılırım. Kıbrısta karşınıza çıkmayacak  hiç bir yer yok. Salatası, böreği, kızartması, köftesi derken her türlü yeniyor. Tabii almadan dönmek olmaz. Bana en çok Çatoz marka hellim önerilmişti. Ben sevdiğim için gönül rahatlığı ile size de önerebilirim.

Şeftali kebabına gelince; şeftali meyvesi ile alakası bile yokmuş. Bu yemeği ilk yapan kişi Şef Ali’den geliyor isim. Dilden dile şefali kebabı olmuş şeftali kebabı. Bizim şeftali kebabını yiyeceğimiz zaman rota da Lefkoşa’ya denk gelmişti. Lefkoşa’da en meşhur restaurantlar Eziç ve Niyazi’s idi. Niyazi’s lokal değil ve pahalı dedikleri için Eziç’i son anda seçtik ama restauranttan bağımsız ben şeftali kebabını hiç ama hiç sevmedim. Köftenin etrafındaki yağ bana çok ağır geldi nerdeyse kusuyordum. Yine de denemek isteyenler için Niyazi’s restaurantı öneriyorum. Niyazi’s Girne’de de şubesi var. Gazimagusa’da ise şeftali kebabı için adres Fa kebap. Şeftali kebabı fiyatları 35-40 TL arasında değişiyor.

Dondurma için adres ise Lefkoşa’dan Magusaya giderken yol üstünde yer alan Mardo. Gerçekten dondurmaları çok lezzetliydi. Çok farklı tatlar var. Haftasonu inanılmaz bir kuyruk oluyormuş.

Kıbrıs’ın molehiya, pirohu, pilavuna nor böreği, lalangı gibi çok farklı yöresel lezzetleri de var.  Girne’de Kıbrıs Evi tüm yöresel yemekler konusunda bir numara, deneyecekseniz tüm yöresel tatları Kıbrıs evinde tadabilirsiniz. Lefkoşa’da ise Sabor restaurantı deneyebilirsiniz.

Son olarak; eğer sansınız var ise 1 gece akşam yemeğini mutlaka Bellapais köyünde yemelisiniz. Kıbrıs ortalamalarına göre pahalı ama ortamı çok güzel restaurantlar var. Önerim Kybele restaurant direk manastırın da dibinde bulunuyor.

Kıbrıs’tan paylaştığım fotoğraflara Instagram’da #renklirotalarkıbrıs hashtagi ile ulaşabilirsiniz.

Gelecek yazılarımdan ve videolarımdan haberdar olmak ve daha fazla fotoğraf için beni buralarda da takip etmeyi unutmayın! 😉

Instagram: @renklirotalar

YouTube: Renkli Rotalar 

Facebook: Renkli Rotalar

Pinterest: Renkli Rotalar

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir